Topic
KUPON
Sahada iki takım, altı ayrı kupon ve kimsenin işine gelmeyen bir zavallı top..
Orta hakem, maç öncesinde iki kaptanı yanına çağırdı.
“Arkadaşlar, temiz bir maç istiyorum. İtiraz olmasın. Gerginlik olmasın. Gol olmasın.”
Kaptanlardan biri başını kaldırdı.
“Gol?”
“Gereksiz gol olmasın. Anladın sen.”
Orta hakem sıfır sıfıra oynamıştı. Birinci yardımcı en az on üç korner bekliyordu. İkinci yardımcı, ilk golün kafayla atılacağına para yatırmıştı. Dördüncü hakemin kuponunda yedi kırmızı kart vardı. VAR hakemi sekiz penaltı, VAR yardımcısı ise bütün penaltıların kaçacağı seçeneğini işaretlemişti.
Futbolcuların bunlardan haberi yoktu. Maçın iki takım arasında oynanacağını sanıyorlardı.
Para atışı yapıldı.
Hakem havaya attığı parayı yakalayınca kulaklığına bir ses geldi.
“Hocam, el var.”
“Para o.”
“Cismi tartışmıyoruz. Kol doğal konumunda değil.”
Maçın ilk penaltısı, henüz hangi takımın hangi kaleye hücum edeceği belirlenmeden verildi. İki kaleci de kale seçilmediği gerekçesiyle kendini yetkisiz saydı.
Orta hakem kulaklığına eğildi.
“Biraz erken başlamadın mı?”
“Hocam sekiz tane lazım. Sen bunu doksana bölsene.”
Kontrollü başlangıç
Penaltıyı kullanacak futbolcu topun başına geçti. Orta hakem yanına yaklaştı.
“Bak evladım. Kaçırırsan devam. Atarsan inceleme.”
Futbolcu gerildi. Topu üstten dışarı vurdu.
VAR yardımcısı yumruğunu havaya kaldırdı. Birinci yardımcı korner bayrağına koştu.
Kaleci itiraz etti:
“Ben dokunmadım!”
“Dokunmaya niyetlendin.”
“Top tribüne gitti!”
“Mesafeyi ben ayarlarım.”
Korner kullanıldı. Savunma topu uzaklaştırdı. Yardımcı yeniden korner verdi. İkinci kornerin ardından üçüncüyü, üçüncünün ardından dördüncüyü işaret etti. Köşe vuruşunu kullanan futbolcu, bir süre sonra geri yürümeyi bıraktı. Top toplayıcı çocuk da yanına bir kasa top getirdi.
“Kaç tane daha abi?”
Yardımcı telefona baktı.
“Sen kasayı bırak.”
Öteki yardımcı ise bütün ortalarda hücum oyuncularına bağırıyordu:
“Kafa! Kafayla! Ayağını niye sokuyorsun araya? Kafan yok mu senin?”
Bir futbolcu göğsüyle kontrol etti.
“Biraz yukarısı kardeşim! Anatomi mi anlatacağım burada?”
Orta hakem her orta açıldığında düdük çalıyordu. Önce faul dedi. Sonra ofsayt dedi. Üçüncüsünde henüz topa kimse dokunmamıştı.
“Önleyici karar.”
Dokuzuncu kornerde santrfor bomboş pozisyonda kafayı vurdu. Orta hakem gol çizgisinden topu çıkardı.
Stat sustu.
Hakem ayağını ovuşturdu.
“Bana çarptı.”
“Kayarak girdin hocam.”
“Çarpış şeklime karışma.”
Hakeme itirazdan hakeme kart
İlk golü kafayla bekleyen yardımcı, gol çizgisinden çıkarılan top yüzünden kendini kaybetti. Bayrağı bırakıp sahaya girdi.
“Senin yaptığın hakemliğe sığar mı?”
Orta hakem düdük çaldı.
Yardımcı cebinden kendi düdüğünü çıkarıp daha uzun çaldı.
“Senin düdük çalma yetkin yok!”
“Senin de stoper oynama yetkin yok!”
Orta hakem yardımcıya sarı kart gösterdi. Yardımcı bayrağını kaldırıp orta hakemi ofsayta düşürdü.
Dördüncü hakem fırsatı kaçırmadı. Yedek kulübesinin önünden koşarak geldi, sarı kartı orta hakemin elinden aldı, cebine koydu ve yerine kırmızı verdi.
“Hocam bu hareket sarıda kalmaz.”
“Hangi hareket?”
“Birazdan yapacağı.”
Bu sırada VAR, iki hakem arasındaki tartışmada temas tespit edip penaltı verdi.
“Kime?” diye sordu orta hakem.
“Haklıya.”
İki hakem birden topun başına geçti.
Futbolcular araya girdi. İki takım kaptanı, birbirine yürüyen hakemleri ayırdı. Kaleci orta hakeme su verdi. Santrfor, yardımcı hakemin omzuna elini koydu.
“Hocam sakin. Daha maçın başı.”
“Sen sus! Önünde bomboş kale vardı!”
Spiker derin bir nefes aldı.
“Oyuncular şu ana kadar karşılaşmanın kontrolünü kaybetmedi.”
Odada da temas var
VAR odasında durum daha sakindi. İki görevli de koltukta oturduğu için henüz birbirine kayarak girememişti.
Penaltılar artıyordu. Her top dışarı gittiğinde VAR yardımcısı rahatlıyor, kaleye yöneldiğinde görüntüyü durduruyordu.
“Top çizgiyi geçti mi?” diye sordu orta hakem.
“Şu anda geçmiyor.”
“Görüntüyü oynatsana.”
“Bu açı daha net.”
Altıncı penaltıda top ağlara girdi. VAR yardımcısı görüntüyü geri sardı. Top kaleden çıktı, havada geri geri uçtu, penaltı noktasına oturdu.
“Hocam gol yok. Hatta vuruş da yok.”
VAR hakemi arkadaşının elinden fareyi çekti.
“Ver şunu!”
“Bileğime bastın!”
İkisi de durdu.
VAR hakemi yavaşça mikrofonu açtı.
“Hocam bir penaltı daha.”
“Sahada herkes oturuyor!”
“Oda içi pozisyon. Sana görüntü gönderemiyoruz, olay kameranın arkasında.”
Orta hakem monitöre çağrıldı. Ekranda görüntü yerine iki görevlinin elleriyle çizdiği bir kroki vardı. Bilek, fare ve temas noktası oklarla gösterilmişti.
Hakem başını salladı.
“Açık temas.”
Penaltı verildi.
Yedinci penaltıyı kimse kullanmak istemedi. Santrfor, topu orta hakeme uzattı.
“Hocam siz kendi aranızda halledin. Bizim bir dahlimiz yok.”
Taktik değişiklik
Dördüncü hakem bu sırada altı kırmızı karta ulaşmıştı. İki yardımcıyı, orta hakemi iki kez, VAR hakemini ve kendisine “Artık otur” diyen VAR yardımcısını oyundan atmıştı. Kimse çıkmadığı için saha içindeki hakem sayısı değişmemiş, yalnızca aralarındaki ilişkiler bozulmuştu.
Yedinci kırmızı için aynaya bakıp kendisini değerlendirdi.
Sonra vazgeçti. Maçı yönetecek düzgün biri kalmalıydı.
Oyuncu değişikliği tabelasını kaldırdı. Çıkan numaranın yerine ORTA, giren numaranın yerine BEN yazmıştı.
Orta hakem tabelayı gördü.
“Beni değiştiremezsin!”
“Performansın düştü. Altı penaltı verdin, bir tane gol yok.”
“Yedi verdim.”
“Daha da kötü.”
Hakemler yine birbirine düdük çalmaya başladı. Birinci yardımcı, orta hakemin bütün düdüklerini korner olarak kayda geçiriyordu. Öteki yardımcı, kırmızı kartına kafayla itiraz ediyordu; belki sisteme ilk gol diye düşerdi.
Takım antrenörlerinden biri hakemleri ayırmak için kulübeden çıktı. Dördüncü hakem hemen kırmızı kartını kaldırdı. Antrenör eliyle durdurdu.
“Ben zaten gidiyorum.”
“Önce atılaydın.”
Bir korner, bir penaltı, bir kafa
Maçın sonlarına doğru top bir kez daha dışarı çıktı. Birinci yardımcı, on üçüncü korneri coşkuyla verdi. Aynı anda VAR sekizinci penaltıyı istedi.
“Korner!”
“Penaltı!”
“Hocam ne penaltısı, kendi kendine çıktı top!”
“Evet. İzinsiz.”
Orta hakem uzlaşma sağlamak için penaltının kornerden kullanılmasına karar verdi.
Kaleci kale çizgisinde durdu. Kendisine niçin yan taraftan penaltı atıldığını artık sormuyordu. Antrenörlerin ikisi de aynı kulübeye geçmişti. Biri çay koyuyor, diğeri bu maçı oyuncularına nasıl anlatacağını düşünüyordu.
Vuruş yapıldı. Top kavis alıp ceza sahasına geldi.
İlk golü kafayla bekleyen yardımcı sahaya daldı. Orta hakem onu durdurmak için önüne geçti. İkisi çarpıştı. Top orta hakemin kafasına çarpıp ağlara girdi.
Bir an sessizlik oldu.
Sonra altı hakem aynı anda farklı sebeplerle bağırdı.
Birinci yardımcı on üçüncü kornerini kutluyordu. İkinci yardımcı kafayla atılan ilk gol için dizlerinin üzerinde kayıyordu. VAR hakemi sekizinci penaltıyı kaydediyordu. VAR yardımcısı gol olan penaltıyı korner olarak düzeltiyordu. Dördüncü hakem, formasını çıkarıp sevinen yardımcıya yedinci kırmızıyı gösteriyordu.
Orta hakem ise kendi golünü iptal etmeye çalışıyordu.
“Kasıt yok!”
“Golde kasıt aranmıyor hocam.”
“Bende aranıyor!”
“Sen vurdun!”
“Ben hakemim!”
“Ben de öyle başladım!”
Futbolcular iki takım halinde orta sahada toplandı. Kimsenin skora itirazı yoktu. Kimse skoru bilmiyordu.
Son karar
Golün geçerliliğini incelemek üzere bütün hakemler monitörün başına gitti. VAR odasındakiler de aşağı indi. Telefonda kavga etmekten yorulmuşlardı.
Görüntüyü sırayla durdurdular. Herkes kendi haklı olduğu saniyeyi buldu.
Top havadayken kornerci haklıydı. Noktaya konduğunda penaltıcı haklıydı. Kafaya çarptığında kafacı haklıydı. Ağlara girmeden hemen önce orta hakem haklıydı. Formanın çıktığı anda dördüncü hakem mutluydu. VAR yardımcısı monitörün fişini çektiğinde herkes delilsiz kaldı.
Orta hakem dönüp sahaya baktı.
Futbolcular oynuyordu.
İki kaptan anlaşmış, sıfır sıfırdan başlamıştı. Biri düşünce diğeri elinden tutup kaldırıyor, top dışarı çıktığında kimin dokunduğunu soruyorlardı. Gerekirse tekrar oynuyorlardı.
Orta hakem bütün gücüyle düdüğünü çaldı.
Kimse durmadı.
Bir daha çaldı. Kaptanlardan biri yanına geldi.
“Hocam, sizin maç bitince haber verin. Biz o arada biraz futbol oynuyoruz.”
Hakemler öfkeyle kulaklıklarına sarıldı. VAR odası boştu. Birbirlerini arıyorlardı.
“Oyunu durdurun!”
“Sen durdur!”
“Ben sana söylüyorum!”
“Ben de sana söylüyorum!”
O sırada sahada bir hücum başladı.
Altı hakem birden refleksle monitöre döndü.
Fiş hâlâ çekiliydi.
Golü mecburen canlı izlediler.
İçlerine sinmedi.