Topic

İSTİSNA

“Dinime söven Müslüman olsa” dedirten gündelik çelişkiler: başkasına ilke, kendimize istisna tanımanın 252 hâli.

Başkalarına anlattığımız ilkeler, kendimize tanıdığımız istisnalar.

Hak, hukuk ve sıra bize gelince

  1. Torpille girdiği işte gençlerin liyakatsizliğinden yakınan.
  2. Kendi dosyasını öne aldırıp başkasının sıra ihlaline adalet çağrısıyla karşılık veren.
  3. Kendi yakınına açılan özel kadroyu ihtiyaç, başkasınınkini kayırmacılık sayan.
  4. Kendisine uygulanınca ağır bulduğu cezayı başkası için yetersiz bulan.
  5. Kendi usulsüzlüğüne çözüm, başkasınınkine suç diyen.
  6. Kazanacağı zaman kurala sarılıp kaybedeceği zaman kuralın ruhunu hatırlayan.
  7. Kendi hatasında niyetinin, başkasının hatasında yalnız sonucun değerlendirilmesini isteyen.
  8. Kendi hakkındaki iddiada kanıt arayıp başkasına yöneltilen söylentiyi hüküm sayan.
  9. Kendisine savunma hakkı isteyen ama karşısındakinin açıklamasını bahane diye kesen.
  10. Kendi borcu için anlayış bekleyip alacağını bir gün geciktirene ahlak dersi veren.
  11. İmzaladığı sözleşmenin yalnız kendisine yarayan maddelerini hatırlayan.
  12. Herkesin eşit olmasını, kendi ayrıcalıkları listeden çıkarıldıktan sonra isteyen.

İş, emek ve mesai

  1. Çalışanının ücretini geciktirip toplumda sözünün eri insan kalmadığını söyleyen.
  2. İşçisini sigortasız çalıştırıp kayıt dışı ekonomiden şikâyet eden.
  3. Karşılıksız fazla mesai isteyen ama kendi vaktinin parasal değerini dakika dakika hesaplayan.
  4. Çalışan hastalanınca sadakat sorgulayıp kendi nezlesinde bütün toplantıları iptal eden.
  5. İş güvenliği masrafını gereksiz bulup kaza çıkınca çalışanların dikkatsizliğini anlatan.
  6. Ekibin başarısını sahiplenip başarısızlığında ekip üyelerinin adını tek tek veren.
  7. Kendi verdiği yanlış talimatın sonuçlarını çalışanın inisiyatif eksikliğine bağlayan.
  8. Çalışanından dürüstlük bekleyip müşteriye söylenecek yalanı kendisi hazırlayan.
  9. Personelin beş dakika gecikmesini tutanağa geçirip maaşın beş gün gecikmesini büyütülecek mesele saymayan.
  10. İş ilanında aile ortamı vaat edip izin isteyen çalışana işin duygusallık kaldırmadığını söyleyen.
  11. Deneyimsiz adaya fırsat vermeyip deneyimli çalışan yetişmemesinden yakınan.
  12. Çalışanın özel hayatını mesaiye göre düzenlemesini isteyip kendi aile vaktini dokunulmaz sayan.

Ticaretin iki ayrı terazisi

  1. Kendi yaptığı zamma mecburiyet, tedarikçisinin yaptığına fırsatçılık diyen.
  2. Eksik tarttığı malın parasını tam alıp para üstünde bir kuruş eksilince dürüstlük arayan.
  3. Ürünün kusurunu gizleyip müşterinin ödeme gücünü açıkça beyan etmesini isteyen.
  4. Satarken sözünü garanti sayıp sorun çıkınca yazılı belge isteyen.
  5. İndirimden önce fiyatı yükseltip müşterinin pazarlığını kurnazlık bulan.
  6. Kendi reklamındaki abartıyı pazarlama, rakibin reklamındakini kandırmaca sayan.
  7. Müşteriye aldığı malı kontrol etmesini söyleyip kontrol etmek isteyene güven sorunu çıkaran.
  8. Ürün fotoğrafını gerçeğinden farklı gösterip iade fotoğrafında milimetrik doğruluk arayan.
  9. Rakibinin olumlu yorumlarından şüphelenip kendi dükkânına tanıdıklarından yıldız isteyen.
  10. Satış öncesi her soruya anında cevap verip satış sonrası sessizliğini yoğunlukla açıklayan.
  11. Çalışanına müşteri her zaman haklı deyip kendisi müşteriyle tartışınca personelden destek bekleyen.
  12. Kendi işletmesinde iade kabul etmeyip alışveriş yaptığı yerde koşulsuz iade isteyen.

Para, vergi ve paylaşım

  1. Vergisini kaçırmayı akıllılık sayıp başkasının kamu hizmetine katkı vermemesini bencillik bulan.
  2. Kişisel harcamasını iş gideri gösterip başkasının masraf belgesinde dürüstlük arayan.
  3. Kazancı kendisine ait sayıp zararının herkesçe paylaşılmasını doğal bulan.
  4. Kendisi destek alınca üretimin, başkası alınca tembelliğin teşvik edildiğini söyleyen.
  5. Borç alırken paranın lafını etmeyip borç verirken her günü hesaplayan.
  6. Ortak hesabı başkası fazla tüketince ayrı, kendisi fazla tüketince eşit ödemek isteyen.
  7. Kendi gelirini özel hayat sayıp başkasının kazancını herkesin önünde sorgulayan.
  8. Kendi tasarrufuna tedbir, başkasınınkine cimrilik diyen.
  9. Başkasının harcamasını görgüsüzlük sayıp kendi harcamasını hayatı yaşamakla açıklayan.
  10. İsraf sofrasında oturup dar gelirliye porsiyon küçültme tavsiyesi veren.
  11. Ortak kasadan yararlanırken ortaklığı, kasaya katkı yaparken bireyselliği savunan.
  12. Miras kalan imkânlarını hesaptan çıkarıp herkesin sıfırdan kendisi gibi başlamasını isteyen.

Trafikte haklı yön

  1. Emniyet şeridinden ilerlerken kimsenin trafik kurallarına uymadığını söyleyen.
  2. Yaya geçidinde durmayıp yürürken sürücülerin duyarsızlığından yakınan.
  3. Kaldırıma park edip bebek arabasının neden yola indiğini soran.
  4. Engelli park yerine iki dakikalığına bırakıp kendi yerini işgal edene saygı dersi veren.
  5. Sinyalsiz dönüp arkasındaki sürücünün niyetini okuyamamasına kızan.
  6. Direksiyonda telefonla konuşup yayaların ekrana bakmasını sorumsuzluk bulan.
  7. Kendi hızına yolun uygunluğunu, başkasının hızına karakter bozukluğunu gerekçe gösteren.
  8. Kırmızı ışığı kendi geçince yetişmeye çalıştığını, başkası geçince medeniyetsizliği anlatan.
  9. Ambulansın açtığı koridora yerleşip dayanışmanın öneminden söz eden.
  10. Arabasında yalnızken yolu kaplayıp otobüsün çok yer tutmasına söylenen.
  11. Gereksiz kornaya basıp sokağındaki gürültüden şikâyet eden.
  12. Kendi çocuğunun okulunda yavaşlayıp başka okulun önünde acele eden.

Apartman, sokak ve ortak alan

  1. Çöpünü yere atıp başka ülkelerin temizliğini öven.
  2. Kaçak katının balkonundan plansız şehirleşmeye söylenen.
  3. Kendi tadilatını ihtiyaç, komşunun tadilatını huzura saldırı sayan.
  4. Gece yaptığı gürültüyü neşe diye savunup sabah komşusunun sesine tahammül edemeyen.
  5. Ortak koridoru eşyayla doldurup başkasının kapı önündeki ayakkabısına takılan.
  6. Aidatını ödemeyip ortak hizmetlerin aksamasını yönetime ahlak meselesi yapan.
  7. Asansörü yük taşırken uzun süre tutup bir kat bekleyince başkalarını düşüncesizlikle suçlayan.
  8. Kendi manzarası kapanmasın diye itiraz edip başkasının manzarasına ek oda yapan.
  9. Penceresinden halı silkeleyip balkonuna toz gelince komşuluk terbiyesi anlatan.
  10. Misafirinin aracını komşunun girişine bırakıp kendi girişine konan bisikleti kaldırtan.
  11. Ortak bahçeyi kendi kullanımına ayırıp başkasının bir sandalyesini işgal sayan.
  12. Toplantıya hiç katılmayıp alınan her kararda kendisine danışılmadığını söyleyen.

Evde verilen dersler

  1. Çocuğuna yalan söyleme deyip telefonda evde olmadığını söyletmek isteyen.
  2. Çocuğunun ödevini yapıp eğitim sisteminin bağımsız düşünmeyi öğretmediğinden yakınan.
  3. Çocuğuna bağırarak sakin konuşmayı öğretmeye çalışan.
  4. Kendi anne babasının müdahalesinden şikâyet edip yetişkin çocuğunun her kararını onaya bağlayan.
  5. Çocuğundan özür bekleyip kendisi için büyükler özür dilemez diyen.
  6. Çocuğun sırrını akrabalara anlatıp neden kendisiyle konuşmadığını soran.
  7. Kızının yükünü haksızlık, gelinin aynı yükünü görevi sayan.
  8. Oğlunun ev işine katılmasını yardım, kızının yapmamasını sorumsuzluk sayan.
  9. Çocuğunu başkalarıyla kıyaslayıp kendisinin başka ebeveynlerle kıyaslanmasına alınan.
  10. Çocuğa ekran sınırı koyup onun anlattıklarını telefonundan başını kaldırmadan dinleyen.
  11. Kendi gençliğini tecrübe, çocuğunun gençliğini tehdit olarak anlatan.
  12. Çocuğundan paylaşmasını isteyip kendi eşyasına dokunulduğunda kıyameti koparan.

İlişkilerde karşılıklılık

  1. Partnerinin telefonunu denetleyip kendi şifresini mahremiyet meselesi yapan.
  2. Kendi kıskançlığını sevgi, karşısındakinin kıskançlığını baskı sayan.
  3. Kendi arkadaşlarına ayırdığı zamanı özgürlük, partnerinin arkadaşlarına ayırdığını ihmal sayan.
  4. Kırıcı sözünü dürüstlük diye savunup duyduğu dürüst sözü kabalık bulan.
  5. Günlerce cevap vermeyip mesajına hemen dönülmemesini saygısızlık sayan.
  6. Her sorununda aranmak isteyip başkasının derdine sürekli meşgul olan.
  7. Verdiği hediyeyi yıllarca hatırlatıp kendisine yapılan iyiliğin hesabının tutulmasına kızan.
  8. Özür dilediği anda affedilmek isteyip başkasının özrünü yıllarca askıda tutan.
  9. Başkasının sınırını soğukluk, kendi sınırını ruh sağlığı olarak açıklayan.
  10. Sözünü tutmadığında koşulları anlatıp karşısındakine yalnız sözünü hatırlatan.
  11. Kendi yalnız kalma isteğini ihtiyaç, başkasınınkini sevgisizlik sayan.
  12. İlişkide eşitlik isteyip bütün duygusal emeği karşısındakinin görevi kabul eden.

Eğitim, bilgi ve uzmanlık

  1. Sınavda kopya çekip diplomasının hak ettiği itibarı görmediğinden yakınan.
  2. Öğrencisinin soru sormasını saygısızlık bulup gençlerin meraksızlığını eleştiren.
  3. Ezber cevap isteyip öğrencinin özgün düşünememesinden şikâyet eden.
  4. Kendi yazısında kaynak göstermeyip başkasının alıntısında emek hırsızlığı arayan.
  5. Okumadığı kitabı küçümseyip kendi yazısının tamamı okunmadan eleştirilmesine kızan.
  6. Kendi uzmanlık alanında yetkinlik sorup başka alanlarda sezgisini yeterli belge sayan.
  7. Bilmediğini söyleyen kişiyi yetersiz bulup kendi tahminini kesin bilgi diye sunan.
  8. Öğrencinin hatasına not kırıp kendi hatasının altını çizen öğrenciye tavır alan.
  9. Eğitimi yalnız puana indirip çocukların öğrenmek yerine puan kovalamasına şaşıran.
  10. Kendi çocuğuna özel kolaylık isteyip diğer öğrencilerin ayrıcalıklı yetiştirildiğini söyleyen.
  11. Hazırlamadığı çalışmaya adını ekletip gençlere akademik dürüstlük anlatan.
  12. Fikrini değiştiren kişiyi tutarsız sayıp kimsenin yeni bilgiye açık olmadığından yakınan.

Ekranda doğruluk arayanlar

  1. Okumadığı haberi paylaşıp medyanın güvenilmezliğinden yakınan.
  2. İşine gelen görüntünün kesilmiş olmasını önemsemeyip kendisi için tam kaydı isteyen.
  3. Yanlış haberini düzeltmeden yeni bir doğruluk çağrısı paylaşan.
  4. Kendi anonim hesabını korunma, başkasınınkini korkaklık diye açıklayan.
  5. Özel yazışmayı yayımlayıp kendi mesajlarının izinsiz paylaşılmasına öfkelenen.
  6. Başkalarının fotoğrafını izinsiz yükleyip kendi görüntüsü için onay bekleyen.
  7. Filtreli fotoğrafıyla doğallığın kaybolduğunu anlatan.
  8. Takipçi satın alıp insanların sahte ilgilere kanmasını küçümseyen.
  9. Eleştirel yorumu silip sayfasında herkesin özgürce konuşabildiğini söyleyen.
  10. Başkasının paylaşımına hakaret edip kendi paylaşımında nezaket şartı koyan.
  11. Bir fotoğraftan bir insanın hayatına hükmedip kimsenin kendisini gerçekten tanımadığından yakınan.
  12. Yapay zekâya hazırlattığı metni bütünüyle kendi emeği diye sunup başkasının aynı kullanımını sahtekârlık sayan.

Tartışma adabı

  1. Her cümlenin arasına girip sözünün kesilmesine tahammül edemeyen.
  2. Sesini yükselterek herkesin sakinleşmesini isteyen.
  3. Karşısındakinden kanıt isteyip kendi iddiasına herkes biliyor cevabını yeterli bulan.
  4. Kendi görüşünü gerçek, başkasınınkini propaganda diye adlandıran.
  5. Kendi genellemesine gözlem, başkasının genellemesine önyargı diyen.
  6. Soruyu cevaplamayıp karşısındakinin lafı dolandırdığını söyleyen.
  7. Fikrini eleştirenin kişiliğine saldırıp tartışmanın kişiselleştirilmesinden yakınan.
  8. Kendi şakasını kaldıramayana mizahsız deyip kendisine yapılan şakayı saygısızlık sayan.
  9. Başkası ayrıntı verince laf kalabalığı, kendisi verince meseleyi derinleştirmek diyen.
  10. Kendi suskunluğunu olgunluk, başkasınınkini söyleyecek sözü olmamak diye yorumlayan.
  11. Karşısındakinin bir yanlışını bütün görüşlerini silmek için kullanıp kendi yanlışını konu dışı sayan.
  12. Tartışmayı kazanmak için konuyu değiştirip karşısındakini odaktan kaçmakla suçlayan.

İnanç, vicdan ve hoşgörü

  1. Kendi inancına saygı bekleyip başkasının inancını alay konusu yapan.
  2. İnanmama hakkını savunurken inanan herkesin aklını küçümseyen.
  3. İbadetinin gösteriye dönüştürüldüğünü söyleyip başkasının ibadetini kamerayla sınayan.
  4. Kul hakkından söz edip çalıştırdığı insanın hakkını bekleten.
  5. Merhameti anlatıp kendisine itiraz edenin acısından memnun olan.
  6. Kendi yanlışında affı, başkasının yanlışında ibreti öne çıkaran.
  7. Hoşgörüsünü yalnız kendisine benzeyenlere gösteren.
  8. Kadere razı olmayı başkasına öğütleyip kendi kaybında herkesten hesap soran.
  9. Kanaat tavsiyesini yalnız yoksullara verip kendi birikimine sınır düşünmeyen.
  10. İyiliğin gizli yapılmasını övüp yaptığı her yardımı duyuran.
  11. Vicdan özgürlüğünü savunup çocuğunun farklı kanaatine tahammül edemeyen.
  12. Kendi kutsalına gösterilen hassasiyeti başkasının kutsalı için gereksiz bulan.

Güç, makam ve taraf

  1. Makamdayken eleştireni nankör, makamdan düşünce susanı korkak bulan.
  2. Güçlünün karşısında susup güçsüze cesaret dersi veren.
  3. Kendi tarafının hatasını şartlarla, karşı tarafınkini karakterle açıklayan.
  4. Dün alkışladığı yöntemi bugün kendisine uygulanınca ilkesizlik sayan.
  5. Kazanırken çoğunluğu haklılığın kanıtı, kaybederken bilgisizliğin sonucu sayan.
  6. Yetki isterken sorumluluğa hazır olup hesap sorulunca yetkisinin sınırlı olduğunu hatırlayan.
  7. Hesap verebilirliği savunup kendi harcamalarının sorulmasını güvensizlik sayan.
  8. Göreve gelirken değişimi, koltuğu bırakması istenirken istikrarı savunan.
  9. Yakınını göreve getirirken güveni, başkasının yakınında liyakati tartışan.
  10. Kendi protestosunu hak arayışı, başkasınınkini huzur bozma diye tanımlayan.
  11. Eleştirilecek kişinin kimliğine bakıp aynı davranış için farklı ahlak ölçüsü kullanan.
  12. Şeffaflık sözü verip işler başlayınca her bilgiyi hassas ilan eden.

Çevre, hayvan ve gelecek

  1. Doğa gezisinde çöp bırakıp şehir insanının doğadan koptuğunu anlatan.
  2. Kendi bahçesi için ağaç kestirip uzaktaki ağaç kaybına öfkelenen.
  3. Musluğu açık bırakıp kuraklığın sorumlusunu yalnız başkalarında arayan.
  4. Kullanabileceği eşyayı sırf yenisi çıktı diye atıp tüketim çılgınlığını eleştiren.
  5. Piknik ateşini söndürmeden ayrılıp orman yangınlarında duyarlılık çağrısı yapan.
  6. Hayvanına kötü koşullarda bakıp hayvan sevgisini başkalarının üzerinden ölçen.
  7. Evcil hayvanının dışkısını toplamayıp çocukların sokakta temiz oynamasını isteyen.
  8. Doğal hayatı sevdiğini söyleyip fotoğraf için yaban hayvanını rahatsız eden.
  9. Kendi konforu için her yere beton isteyip mahallesinin yeşilini kaybetmesine üzülen.
  10. Çevre temizliği etkinliğinde fotoğraf çektirip kullandığı bardağı orada bırakan.
  11. Gelecek kuşakları düşündüğünü söyleyip bugün kendisine maliyet getiren her koruma önlemine karşı çıkan.
  12. Denizin temizliğini övüp teknedeki atığını görünmeyen tarafa döken.

Sporun değişen kuralları

  1. Kendi takımına verilen tartışmalı kararı oyunun parçası, rakibinkini skandal sayan.
  2. Kazanınca hakemi unutan, kaybedince yalnız hakemi hatırlayan.
  3. Rakibin zaman geçirmesine öfkelenip kendi takımınınkini tecrübe diye alkışlayan.
  4. Kendi oyuncusunun sertliğini hırs, rakibinkini ahlaksızlık sayan.
  5. Rakip tribünün küfrünü kınayıp kendi tribünününkini atmosfer diye savunan.
  6. Sportmenlik öğütleyip yenilen çocuğunu eve kadar azarlayan.
  7. Oyuncudan formayı sevmesini isteyip ilk hatasında ona hakaret eden.
  8. Kendi tahminindeki yanılgıyı sürpriz, başka yorumcununkini bilgisizlik sayan.
  9. Kazanırken bütün payı kendisine çıkarıp yenilince sporcuların karakterini tartışan.
  10. Rakibin pahalı transferine israf, kendi takımınınkine vizyon diyen.
  11. Kendi takımının borcuna çözüm arayıp rakibin borcunu ahlaki iflas sayan.
  12. Kuralların değişmesini yalnız puan kaybettikten sonra hatırlayan.

Statü, zevk ve görünüş

  1. İnsanları markalarıyla değerlendirenleri küçümseyip markasız giyinene tepeden bakan.
  2. Gösterişten nefret ettiğini, kullandığı eşyanın fiyatını söylemeden anlatamayan.
  3. Kendi tatilini ihtiyaç, çalışanının tatilini lüks sayan.
  4. Başkasının aksanıyla eğlenip kendi yabancı dil hatasında anlayış bekleyen.
  5. Köylüyü küçümseyip köy hayatı fotoğraflarında sadeliğe övgü düzen.
  6. Gençlerin giyimini yüzeysellik sayıp kendi statüsünü kıyafet üzerinden kuran.
  7. Başkalarının bedenini yorumlayıp kendi görünüşü hakkında tek söze alınan.
  8. Kadınlara nasıl giyineceğini söyleyip kendi yaşam biçimine müdahaleye karşı çıkan.
  9. Kendi hobisine kültür, başkasının hobisine boş uğraş diyen.
  10. Pahalı mekânda beklemeyi deneyim, küçük esnafta beklemeyi hizmet kusuru sayan.
  11. Ünlü olana gösterdiği nezaketi kendisine hizmet eden insandan esirgeyen.
  12. Sadelik övgüsünü yalnız başkalarının vazgeçmesini beklediği şeyler üzerinden yapan.

Yolculuk ve misafirlik

  1. Yurt dışında sıraya girip memlekette sıra beklemeyi enayilik sayan.
  2. Turistken anlayış bekleyip kendi şehrindeki turiste sabırsız davranan.
  3. Otel odasında her şeyi dağıtıp evindeki misafirin bıraktığı bardağa söylenen.
  4. Açık büfede yiyemeyeceği kadar alıp evde kalan ekmeğin hesabını soran.
  5. Misafirken bütün imkânları doğal hak sayıp ev sahipliğinde her kullanımı masraf diye anan.
  6. Uçakta koltuğunu sonuna kadar yatırıp önündekinin aynı hareketine itiraz eden.
  7. Otobüste çantasına koltuk ayırıp kendisi ayakta kalınca insanlık arayan.
  8. Tatilde gece boyu gürültü yapıp evinin yanındaki eğlence yerinin kapanmasını isteyen.
  9. Başka ülkede kurallara uymasını denetime, başkalarının uymamasını ahlaksızlığa bağlayan.
  10. Misafirinin yemeğe dair tercihini kapris sayıp kendi tercihine özen bekleyen.
  11. Gittiği yerde herkesin kendi dilini anlamasını isteyip kendisine yol soranı dil bilmemekle suçlayan.
  12. Hizmet alırken sınırsız esneklik bekleyip hizmet verirken en küçük istisnayı reddeden.

Zaman, söz ve gündelik nezaket

  1. Her buluşmaya geç kalıp kendisini bekleteni dakikasıyla hesaplayan.
  2. Randevusunu haber vermeden iptal edip başkasının iptalini değersiz görülmek sayan.
  3. Başkasının işini bir dakikalık diye küçültüp kendi küçük işine saatlerce hazırlık isteyen.
  4. Kuyrukta tanıdığının yanına yerleşip önüne geçen yabancıya sıra terbiyesi anlatan.
  5. Başkası konuşurken telefona bakıp kendi cümlesinde göz teması arayan.
  6. Verdiği sözü hatırlatılınca baskı sayıp kendisine verilen sözü sürekli takip eden.
  7. Toplantıya hazırlıksız gelip başkalarının zamanı verimsiz kullandığını söyleyen.
  8. Kendi unutkanlığını yoğunluk, başkasınınkini umursamazlık diye açıklayan.
  9. Başkasına istediği saatte mesaj atıp kendi dinlenme saatini ihlal edene kızan.
  10. İşini gördürene teşekkür etmeyip kendi küçük yardımının takdir edilmemesini mesele yapan.
  11. İnsanları habersiz ziyarete gidip kendisine gelinmeden önce mutlaka haber verilmesini isteyen.
  12. Başkalarının isimlerini öğrenmeye gerek duymayıp kendi adının yanlış söylenmesine alınan.

Merhametin seçici hâli

  1. Kendi yakınının sıkıntısını şartlarla açıklayıp yabancınınkini kötü tercihlerine bağlayan.
  2. Kendi işsizliğinde piyasayı, başkasının işsizliğinde tembelliği gören.
  3. Kendi borcunu geçim derdi, başkasının borcunu hesapsızlık sayan.
  4. Kendi ruhsal yorgunluğuna anlayış bekleyip başkasına kafana takma diyen.
  5. Çocuğunun ağlamasını ihtiyaç, başka çocuğun ağlamasını terbiyesizlik sayan.
  6. Yaşlı yakınına sabır isteyip yabancı bir yaşlının yavaşlığına öfkelenen.
  7. Engelli bireyler için duyarlılık paylaşımı yapıp rampanın önünü kendi eşyasıyla kapatan.
  8. Yardım alanın her harcamasını denetleyip kendi aldığı desteği sorgulanamaz hak sayan.
  9. Kendi başarısızlığında ikinci şans isteyip başkasını ilk hatasında gözden çıkaran.
  10. Yakınının yanlışını zor dönemden geçmesine bağlayıp yabancıya aynı ihtimali tanımayan.
  11. Kendisi konuşunca anlaşılmak, karşısındaki konuşunca yalnız susmasını isteyen.
  12. Empati beklediği insanın yaşadıklarını dinlemeye vakit ayırmayan.

Sözde ilke, uygulamada istisna

  1. Değişime açık olduğunu söyleyip kendisinden değişmesi istenen her şeyi kişiliği sayan.
  2. Herkesin sorumluluk almasını isteyip kendi payına düşeni sistemin düzelmesine erteleyen.
  3. Kendi başarısında emeğini, başkasının başarısında yalnız şansı gören.
  4. Kendi şansını hak edilmiş fırsat, başkasınınkini haksız avantaj sayan.
  5. Özgürlüğü savunup hoşuna gitmeyen tercihler çoğalınca sınır istemeye başlayan.
  6. Çoğulculuğu övüp aynı masada farklı görüş duyunca huzurunun kaçtığını söyleyen.
  7. Kendi vazgeçişini gerçekçilik, başkasınınkini omurgasızlık sayan.
  8. Kendi ısrarını kararlılık, başkasınınkini inat diye tanımlayan.
  9. Kendi çıkar çatışmasını hayatın gerçeği, başkasınınkini ahlaki çöküş sayan.
  10. Kuralları delmenin yaygınlığından şikâyet edip kendisine istisna tanınınca memnun olan.
  11. Herkesten özeleştiri bekleyip kendisine gelince konunun bağlamını genişleten.
  12. İlkelerini anlatırken hiç istisna tanımayıp uygularken kendisini istisna kabul eden.

Liste bize dönünce

  1. Bu örneklerin hepsine katılıp kendi davranışına benzeyen maddede ayrıntı istemeye başlayan.
  2. Listedeki her çelişkiye tanıdığı birini yerleştirip kendisine yer bulamayan.
  3. Çifte standarda öfkelenip kendi çifte standardının gerekçesini daha makul bulan.
  4. Bu listeyi başkasına ders olsun diye gönderip kendisine gönderilince niyet sorgulayan.
  5. Metnin sertliğini başkasını anlattığı sürece seven.
  6. Kendi örneği gelene kadar mizahı anlayışla karşılayan.
  7. Başkalarının kendisini sorgulamasını isteyip kendisini sorguladığı için yeterince değiştiğini düşünen.
  8. Herkesin içinde bir çelişki olduğunu söyleyerek kendi çelişkisini düzeltme işini kapatan.
  9. Bu listeyi yazınca kendisini listedekilerin biraz üstünde hissetmeye başlayan.
  10. Bir çelişkiyi fark etmenin, onu bir daha yapmayacağına garanti olduğunu sanan.
  11. Başkalarının aynaya bakmasını isterken aynanın arkasında durduğunu fark etmeyen.
  12. Bütün bunları okuyup aklına bir kez bile kendisi gelmeyen.