Topic
İllüzyon
Paralel Tüketim Evreni
Reklamların yarattığı o pürüzsüz çoklu evrene hoş geldiniz. Burada gökyüzü her daim kusursuz bir mavidir, dişler florasan gibi parlar ve kimsenin kredi kartı limiti dolmaz. Gerçek dünyada sabah uyanmak varoluşsal bir sancıyken, bu paralel evrende aileler sabahın altısında mısır gevreği kasesinin etrafında toplanıp histerik kahkahalar atarlar.
Peki bu kusursuz dijital marka konumlandırması nasıl inşa ediliyor? Elbette arama motoru optimizasyonuyla (SEO) cilalanmış vaatler ve tıklama odaklı metin kampanyalarının o sihirli kelime oyunlarıyla. Ekranda devasa harflerle "SINIRSIZ" yazar. Ancak o kelimenin sağ üst köşesine tünemiş, mikroskobik bir yıldız işareti (*) vardır. O yıldız, "sınırsız" kelimesinin aslında "hukuk departmanımızın izin verdiği ölçüde ve sadece salı günleri tek ayak üzerinde dururken" anlamına geldiği o karanlık gerçekliğin kapısıdır.
Reklamverenler, o kısa metin kampanyalarına sığdırdıkları ütopyayı satarlar. Gerçeklik ise, o yıldız işaretinin altındaki 6 puntoluk okunamaz yasal uyarı metninde gizlidir.
Gelin bu uçurumu efsanevi "X Marka Karbonhidrat Bombası" üzerinden inceleyelim.
Reklamda Sunulan Ütopya:
Kaslı ve bronz gençler, neon renkli kaykaylarıyla uçurumdan atlarken bu üründen bir ısırık alırlar. Slogan, özenle seçilmiş anahtar kelimelerle bezenmiştir: "Doğanın Enerjisini Hisset, Sınırları Yok Et!" Ürün adeta bir gençlik pınarı, bir özgürlük manifestosudur.
Tüketicinin Gerçekliği:
Karakterimiz, gece saat 02:00'de bilgisayar ekranının soluk ışığında bu ürünü büyük bir hazla ısırır. Kaykayla uçurumdan atlamak şöyle dursun, kanına karışan rafine şeker, glukoz şurubu ve trans yağın oluşturduğu kimyasal kokteyl, yirmi dakika sonra devasa bir metabolik çöküş (sugar crash) yaratır. Koltuğa adeta tek hücreli bir organizma gibi yayılır. Parmaklarındaki o yapışkan, neon turuncu aromayı tişörtünün ucuna silerken, damarlarında dolaşan saf margarinin verdiği o tatlı kalp çarpıntısıyla tavana bakıp varoluşsal bir boşluğa düşer. Enerjiyi hissetmek bir yana, göz kapaklarını açık tutmak bile bir olimpiyat sporuna dönüşmüştür.
Ve şimdi, dürüstlük krizine girmiş bir reklamverenin iç sesi:
"Sevgili tüketici... Biz size sadece arama hacmi yüksek, tıklama oranı garantili bir yaşam tarzı vizyonu sattık. Üstün dijital marka mimarimiz sayesinde, kendinizi o sörf tahtasında hissetmenizi sağladık. O 'doğadan gelen' ibaresini yazarken, fabrikamızın otoparkındaki tek bir çam ağacından ilham aldık. Ürünümüzün içindeki 45 farklı koruyucu madde, bedeninizi mumyalamak için değil, raf ömrümüzü maksimize etmek içindir. Metabolik sendromunuz tamamen sizin kendi kullanıcı deneyiminizdir ve bizim dönüşüm oranlarımızı (conversion rate) etkilemez. Bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz. Şimdi lütfen o paketin dibinde kalan, yapay tatlandırıcıya bulanmış son kırıntıları da parmağınızla sıyırın ve yeni kampanyamız için tıklamaya devam edin."