Topic
Kadife
Kadife Eldivenli Soygun: Lüksün Arka Kapısı ve Dijital Kayganlaştırıcılar
Mekân: Şehrin en havalı, mermer zeminli, içeride Fransızca bir şarkının fısıldadığı o ultra lüks butik.
Ürün: İçine sadece yarım bir ruj ve tek bir AirPod sığabilen, ancak üzerinde İtalyanca bir kelime yazdığı için fiyat etiketi tam 150.000 TL olan bir çanta. Ya da belki sadece sağ göğsünde mikroskobik bir at logosu var diye bir asgari ücret bedelindeki o dümdüz beyaz tişört.
Şimdi dürüst olalım: Eğer sizden bu 150.000 TL'yi nakit olarak isteselerdi ne olurdu? O mağazaya elinizde bir pazar arabası dolusu 200'lük banknotla girmeniz gerekirdi. O parayı kasada tek tek sayarken terler, ağlar, varoluşsal krizler geçirir ve onuncu destede "Ben ne yapıyorum yahu? Bu parayla arsa alırdım!" diyerek o çantayı reyonun ortasına fırlatıp kaçardınız. Nakit para sizi uyandırırdı. Fiziksel acı, soyulduğunuzu size haykırırdı.
Ama lüks tüketim sektörü aptal değildir. Sizin o acıyı hissetmenize asla izin vermezler. Çünkü kanlı bir soygun müşteriyi korkutur; oysa anestezili bir soygun, müşteriye kendini "özel" hissettirir.
Gümüş Tepside Gelen Yanaklar
O an gelir. Satış danışmanı Berkcan, size o sahte saygı dolu gülümsemesiyle bakar ve gümüş bir tepsi üzerinde siyah, pürüzsüz POS cihazını uzatır. İşte o cihaz, sistemin dar, siyah ve doymak bilmez plastik yanaklarıdır.
Eskiden nasıldı? Kartı o cihazın yan tarafındaki derin yarıktan boydan boya geçirmek, "slip" yapmak zorundaydınız. Sürtünme vardı. Çaba vardı. İşlemin vahşetini bir nebze olsun hissederdiniz. Kredi kartınızı, yani üç aylık emeğinizi, mesailerinizi, patronunuzdan yediğiniz azarları o karanlık yarığın arasından zorlayarak geçirirdiniz.
Fakat lüks kapitalizm baktı ki bu sürtünme bile müşterinin midesini bulandırıyor, hemen o muazzam icadı devreye soktu: Temassız Ödeme.
Temassız ödeme, yüksek meblağlı bir soygun sırasında canınız yanmasın diye sistemin şefkatle sürdüğü dijital bir kayganlaştırıcıdır. O yanakların arasına girmeye, sürtünmeye, fiziksel bir temasa bile gerek yoktur artık. Titanyumdan yapılma, sözde "prestijli" siyah kredi kartınızı (ki o da borçluluğunuzun VIP biletidir) cihazın üzerine şöyle hafifçe yaklaştırmanız yeterlidir.
Tatlı Bir "BİİİP" ve Soygunun Sonu
Sadece kibar, küçük bir dokunuş...
BİİİP.
İşlem tamam. 150.000 TL buharlaştı. Bir böbrek parası milisaniyeler içinde havaya karıştı.
Ne bir arbede çıktı ne de kimsenin burnu kanadı. Dünyanın en pürüzsüz, en kusursuz soygunu az önce o mermer zeminli mağazanın ortasında gerçekleşti. Üstelik işin en komik tarafı nedir biliyor musunuz? Sizi yasal olarak donunuza kadar soyan bu insanlara, işlem bittiğinde bir de kocaman gülümseyip "Çok teşekkür ederim" dersiniz. Hatta size kapıya kadar eşlik ederler.
Sonra cihaz, tıpkı önceki örnekteki gibi, o ritüelin bitişini müjdeler. Altından kıvrılarak çıkan o marka logolu, lüks kokulu beyaz fiş... Sistemin, o devasa yanakların arasından işlemi tamamladıktan sonra size gururla uzattığı incecik tuvalet kâğıdı.
Dışarı çıkarsınız. Elinizde, üzerinde markanın adı dev harflerle yazan o kocaman karton çanta vardır. Yüzünüzde anlamsız bir prestij sırıtışı... Sokakta yürürken herkesin o çantaya baktığını, ne kadar elit olduğunuzu düşündüğünü sanırsınız. Oysa sistem, arka odada çoktan bir sonraki müşterisi için o küçük siyah makineyi şarja takmış, yeni kurbanının cüzdanını o yarığın arasından geçirmesini bekliyordur.