Topic

3 Harfliler

Organize Cüzdan Çıkarma Seansları

Türk kültüründe kadim bir kural vardır: Gece vakti ıssız yerlerde o malum varlıkların adını doğrudan anmaz, çarpılmamak için onlara fısıltıyla "üç harfliler" deriz. Ancak gelin görün ki, modern çağın Türkiye'sinde bizi geceleri değil, güpegündüz ve florasan ışıkları altında çarpan yepyeni "üç harflilerimiz" var. Üstelik bu yeni nesil varlıklardan korunmak için muska veya dua ne yazık ki işe yaramıyor; çünkü onlar direkt olarak cüzdanımıza musallat oluyorlar!

Şimdi dürüst olalım... Aranızda son bir haftada bu üç harflilerden birine girip de "Sadece bir ekmek, bir de süt alıp hemen çıkacağım" yeminini tutabilen var mı? Yok değil mi? Tutamazsınız. Çık-a-maz-sı-nız.
O otomatik kapı arkanızdan tıslayarak kapandığı an, o beyaz florasan ışığı beyninize nüfuz ediyor ve on dakika sonra bir bakıyorsunuz kasada kaynak makinesi, üçlü priz, pilli tuzluk ve deniz yatağıyla bekliyorsunuz.

Paranormal Enflasyon: Üç Harflilerin Cüzdan Çarpma Seansları

Eskiden ninelerimiz karanlık odalara girerken "destur" çekerdi, şimdi biz maaş yattığı gün köşebaşındaki o sarı, mavi veya kırmızı tabelalı dükkanlara girerken "Bismillahirrahmanirrahim" diyoruz. Neden mi? Çünkü içeride eşine az rastlanır, metafiziksel bir fiyat manipülasyonu dönüyor. Ülkemizin dört bir yanını saran bu "üç harfli" zincir marketler, sözde kıyasıya bir rekabet içindeler. Öyle bir serbest piyasa ki, sormayın gitsin!

Birinde yarım yağlı peynir 129.90 TL iken, "Dur, bunlar beni kazıklıyor, hemen karşı kaldırımdaki ezeli rakibine gideyim" diyerek nefes nefese diğer üç harfliye koşuyorsunuz. Bir bakıyorsunuz, orada aynı peynir 129.95 TL!
İnanılmaz bir rekabet, adeta vahşi kapitalizmin gladyatör arenası! O 5 kuruşluk devasa farkla serbest piyasa kurallarının nasıl da tıkır tıkır işlediğine şahit olup gözyaşlarınıza hakim olamıyorsunuz. Üstelik o 5 kuruşla ne yapacaksınız biliyor musunuz? Hiçbir şey! Zaten kasiyer size dönüp ölümcül soruyu soracak: "5 kuruşum yok, sakız vereyim mi?" O sakız da zaten haftaya 10 lira olacak, yatırım tavsiyesidir, saklayın onu.

Gerçek şu ki, bu üç harflilerin kendi aralarında bir tür telepatik ağ, adeta bir "fiyat çağırma seansı" var. Kapılarını sabah 09:00'da açmadan önce, karanlık bir depoda el ele tutuşup ruh çağırma tahtası (Ouija) üzerinden o günkü ayçiçek yağı fiyatını belirliyorlarmış gibi bir senkronizasyon içindeler. Biri tuvalet kağıdına zam yaptığında, diğerinin kasasındaki etiketler sanki poltergeist (gürültücü ruh) aktivitesi yaşanmışçasına saniyeler içinde aynı fiyata güncelleniyor.
Buna fizikte "Kuantum Dolanıklığı" deniyor arkadaşlar. Einstein bugün yaşasa, "Evrenin en büyük sırrı atomda değilmiş, harfle başlayan marketin indirim reyonundaymış" derdi.

Hele bir de o "Aktüel Ürünler" günleri var... Sabah 08:50. Kapıda bekleyen teyzeler... Ama öyle sıradan bir bekleyiş değil; Bordo Bereli yemin töreni gibi! Gözleriyle birbirlerini süzüp "O emaye döküm tavayı ben alacağım, gerekirse senin üstüne basıp geçerim Necla" diye sessiz, telepatik bir antlaşma yapıyorlar.
Kepenk kalktığı an içeride resmen Mad Max: Fury Road çekiliyor! Plastik terliklerin olduğu o tel sepette yaşanan arbedeyi Birleşmiş Milletler izlese "Biz buralara hiç girmeyelim, bunlar kendi sorunlarını çözer" der.

Halk olarak biz de sanki seçme şansımız varmış gibi bu reyonlar arasında büyülenmiş halde dolaşıyoruz. "A marketi daha ucuzdur, B marketinin çadırı daha sağlamdır" diyerek kendimizi kandırıyoruz. Oysa ortada üç farklı market yok; hepsi birleşmiş, tek bir devasa "Voltran" ya da tek bir "baş cin" olmuş durumda. Farklı isimlerle, farklı logolarla mahallemize sızıyorlar ama kasaya geldiğinizde sizden aynı haracı kesiyorlar.

Sonuç mu? Bu paranormal illüzyonun bedelini her zaman olduğu gibi vatandaş ödüyor. Bu bir rekabet değil; bu, halkın cebindeki üç kuruşu ortaklaşa hortumlamak için kurulmuş organize bir cüzdan çıkarma seansıdır. Tüketiciye zerre kadar adil (fair) davranmayan bu kartelvari yapının karşısında hepimiz, maalesef ki fena halde "çarpılmış" durumdayız. Ve işin en kötü yanı, bu üç harflileri mahalleden kovacak bir medyum da henüz yeryüzüne inmedi!

Teşekkürler, geçmiş olsun Türkiye!