Topic

BÖLÜM 498

AĞLAYAN MERMİLER, KANAYAN TESBİHLER VE ÇAPRAZ İLİŞKİLER AĞI!

BÖLÜM 498: AĞLAYAN MERMİLER, KANAYAN TESBİHLER VE ÇAPRAZ İLİŞKİLER AĞI!

(Kamera, İstanbul'un göbeğinde ama niyeyse Mardin mimarisiyle inşa edilmiş, fizik kurallarının kapıda güvenlik tarafından içeri alınmadığı devasa bir aşiret konağına tepeden girer. Arka planda bitmek bilmeyen, insanı darlayan bir klarnet ve bağlama solosu çalmaktadır.)

SAHNE 1: AĞIR ÇEKİM RACON VE BEKLENMEYEN GAZ SALINIMI

Konağın 40 metrelik maun masasının etrafında, içeride güneş olmamasına rağmen hepsi simsiyah güneş gözlüğü takmış 50 tane takım elbiseli adam oturmaktadır. Masanın en başında, aşiretin ve yeraltı dünyasının korkulu rüyası Haşmet "Beton" Yargıdağıtan vardır.
Haşmet Baba tam 14 dakikadır sessizce çay bardağına bakmaktadır. Kamera sırayla herkesin gözüne, burnuna, tesbihine zoom yapar. Tam Haşmet Baba ağzını açıp o tarihi raconu kesecektir ki...
O gerilim dolu, sinek uçsa duyulacak sessizlikte, Haşmet Baba'nın oturduğu deri koltuktan inanılmaz bir ses yükselir: ZAAAARRRTTTTT-PUT-PUT-FIISSS!
Haşmet Baba öyle bir osurmuştur ki, masadaki çay bardakları ortadan ikiye çatlar, avizedeki kristaller yere dökülür ve sağ kolu Cabbar'ın saç ektirdiği greftler korkudan dökülüp masaya saçılır. Herkes şok içindedir ama mafya kanunları gereği kimse gülemez. Haşmet Baba hiç bozuntuya vermeden, sanki felsefi bir manifesto okur gibi ağır ağır konuşur:"Biz bu aleme rüzgar yapmaya değil... Kasırga koparmaya geldik Cabbar..."

SAHNE 2: YERÇEKİMİNİN İSTİFA ETTİĞİ O MUHTEŞEM ÇATIŞMA

Birden camlar kırılır, içeriye ezeli düşman Polatcan "Şarjör" Mermiyemez ve adamları dalar. Tam 40 bin mermi atılır! Ama dizinin başrol oyuncuları oldukları için mermiler onlara çarpıp seker, bazı mermiler havada durup sigara yakar, bazıları "Abi yanlış geldik galiba" diyerek namluya geri döner.
Polatcan, Haşmet'e doğru uçarak bir tekme atar. Fizik kuralları o an istifasını verip İsviçre'ye yerleşir. Polatcan havada tam 8.5 dakika asılı kalır. Bu sırada Haşmet Baba Matrix gibi arkaya doğru eğilerek mermilerden kaçmaktadır.
İşte tam o epik, o yavaşlatılmış karizmatik "Matrix" anında, sokağın başından sümüklü, elinde yarım simit olan yedi yaşlarında bir çocuk fırlar. Çatışmanın tam ortasına dalar, ağır çekimde geriye doğru eğilmiş, tüm karizmasıyla mermilerden kaçan Haşmet Baba'nın yanına gelir ve... "AMCA BEEEE!" diyerek Haşmet Baba'nın o koca, takım elbiseli götüne şaaap diye parmağını atar!
Yılların mafya babası, Ortadoğu'nun ve Balkanların en gaddar adamı Haşmet, aldığı bu beklenmedik "göt parmağı" darbesiyle tiz bir çığlık atarak "VİİİİKK!" diye zıplar ve kafasını avizeye vurup yere yapışır. Karizma, racon, mafya etiği yerle yeksan olmuştur. Çocuk ise simidini yemeye devam ederek koşarak uzaklaşır.

SAHNE 3: KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE? AŞİRET Mİ, TİNDER PARTİSİ Mİ?

Çatışma bir anda durur. Herkes Haşmet Baba'nın etrafına toplanır. Haşmet yerden kalkıp kan ter içinde bağırır:"Bana ihanet ettiniz! Benim aşiretimde namus her şeydir!"
Tam o sırada merdivenlerden Haşmet'in 4. eşi, aşiretin kara gülü Asuman iner. Gözyaşları içinde haykırır:"Yeter Haşmet! Ben senin can düşmanın Polatcan ile yatıyorum! Ondan hamileyim!"
Polatcan silahını indirir, şaşkınlıkla Asuman'a bakar:"Asuman saçmalama! Ben de senin sağ kolun Cabbar'la yatıyorum! Biz Cabbar'la haftaya Amsterdam'a kaçacaktık!"
Cabbar, cebinden çıkardığı dudak parlatıcısını sürerken olaya dahil olur:"Ay Polatcan sen de çok safsın! Ben seni Haşmet Baba'nın amcasının oğlu Şehmuz'la aldatıyorum. Şehmuz aynı zamanda senin şoförünle kırıştırıyor!"
Silahlı adamlardan biri dayanamaz, maskesini çıkarır:"Ben de aşiretin çobanıyla beraberim ama çoban aslında Asuman'ın estetikli ilk kocasıymış, o da evin hizmetçisiyle grup yapıyor!"
Haşmet Baba duydukları karşısında beyninden vurulmuşa döner. Kimse kimseyi vurmamıştır ama herkes birbiriyle öyle bir çaprazlama yatmıştır ki, aşiretin soy ağacı soyağacı olmaktan çıkmış, adeta birbirine dolanmış bir porsiyon spagettiye dönmüştür!
Haşmet Baba dizlerinin üzerine çöker, kameraya o meşhur, acı dolu bakışını atar. Tam "Bu nasıl bir senaryoooo!" diye bağıracağı sırada... Tekrar, ama bu sefer çok daha uzun, isyan dolu, yankılı bir osuruk sesi konağın duvarlarında yankılanır.

(Görüntü aniden kararır, ekrana kocaman ve alevli harflerle yazar:)
HAFTAYA: CABBAR'IN BEBEĞİ POLATCAN'DAN MI YOKSA HAŞMET'İN ÖLEN DEDESİNDEN Mİ? BEKLEYİN VE GÖRÜN!